< Oscar adayları açıklandı
20.01.2013 - 12:39

Ahmed Arif'i anlamak


Ahmed Arif'i yeniden hatırlamaya hatta hayatına dair yeni bilgiler öğrenmeye ne dersiniz?

Tiyatro Kumpanya’nın ikinci oyunu “Hasretinden Prangalar Eskittim” sizi Ahmed Arif’in hayatında bir yolculuğa çıkarıyor, mücadelesinde, şiirlerinde, aşklarında... Derin bir araştırmanın sonucu hazırlanmış oyun, bir belgesel tadında. Bırakalım, gerisini oyunun yönetmeni ve oyuncusu Kemal Kocatürk anlatsın...

- Ahmed Arif’le ilk ne zaman, nasıl tanıştınız?

- Çocukluk yıllarımda. Ailemizin kitap kurdu, şimdi yayıncılık yapan büyük abim Kenan Kocatürk sayesinde tanıdım Ahmed Arif’i. Çok etkilendiğim şairlerden biri oldu. Okunmaktan lime lime olmuş bir baskı, defalarca cildi onarılmasına rağmen hane içinde elden ele dolaşır, herkes en sevdiği şiiri soba başında seslendirirdi.

- Sizin için ne ifade ediyor Ahmed Arif?

- Garip ama bende soba, kestane ve çay tadıdır Ahmed Arif. Bu tat hiç yitmedi damağımdan. Kaybedilmiş bir davanın hüznüdür de. Şimdi yine o sıcacık dayanışma günlerinin özlemi Ahmed Arif. Kaybedilmiş bir davaya yeniden umutla bakabilme, yeniden kavgalara dirilebilme, yoksulluğa, açlığa ve faşizme direnebilme gücüdür.

- Sizi “Hasretinden Prangalar Eskittim”i oynamaya da bu anılar götürdü anlaşılan...

- En zor günlerin dayanışma ruhunu sıcacık ama harlı tutmuştu Ahmed Arif şiiri. Bugün, bu toz dumandan, bu savrulmadan sıyrılıp, yeniden dik ve diri durmanın kıvancını Ahmed Arif ve şiiriyle bir kez daha yaşayalım ve de yaşatalım istedim.

- Oyun bizi Ahmed Arif’in hayatında bir yolculuğa çıkarıyor, derin bir araştırma sonucunda hazırlandığı belli, nasıl, nerelerden toparladınız bu hayatı?

- Ahmed Arif’in “Hasretinden Prangalar Eskittim” kitabını eksen aldım kendime. Hayatını kendi ağzından anlattığı, Refik Durbaş’ın “Kalbim Dinamit Kuyusu” röportaj kitabı da yol gösterici oldu. İkinci önemli kaynağımız Ahmed Arif’in oğlu sevgili Filinta Önal. Bütün desteğiyle yanımızda durdu ve birçok sırrı kulağımıza fısıldarken geçmişin ağırlığını fazlasıyla hissetmemize neden oldu. Tüm Cumhuriyetimizin belleği gibi duran Cumhuriyet gazetesinin desteğini, tüm arşivini önümüze sermesini de unutmamalıyım. Belgesel tadında bir oyun yaratmaktı amacım ve o düzlemde ilerledim. Ahmed Arif’in çocukluk yıllarından başlayan yolculuğun birçok durağında durup soluklanırken, şiirlerinin oluşum koşullarına tanıklık ediyoruz. Hücre ve hapis yılları etrafında şekillenen “Hasretinden Prangalar Eskittim” kitabının ve yayımlanmamış şiirlerinin neredeyse tam bir öyküsünü gözlerinize serpiştirirken, belki de birçok kişinin ilk defa tanık olacakları bilinmeyenleri de gün ışığına çıkarıyoruz oyunla. Alışılmışın dışında bir estetik kurguyla, belgesel tadında olan oyunu, farklı ışık ve görsellerle bezedik.

- Onun hayatında sizi en çok ne etkiledi?

- Gençlik yıllarında çok zorlu bir hayatın içinden geçmiş. Türlü işkenceler ve sürgünlerle geçirilmiş gençlik yılları. Sonrasında da her olaya, her kişiye, her duruma kuşkuyla yaklaşan, provokasyon korkusuyla yaşamını sürdürmüş bir aydın var karşımızda. Sistemin, demokrasimizin (!) aydınlık kafalarımızı ne hale getirdiğini çok iyi anlatmış Ahmed Arif. Baskıcı bir rejimin aydınlarıydı onlar ama susmadılar, direndiler. Bu dirençleri beni çok etkilemiştir ve günümüzde de cezaevlerine kapatılmış yüzlerce aydınımız var. Demokrasimizin aldığı yolu anlatmak adına bu oyun çok çarpıcı olayların tanıklığında gelişiyor. Tabii bütün bunlar Ahmed Arif’in özelinden bir bakışla. Beni bu direnç içinde en çok etkileyen bölüm 33 kurşun şiirinin öyküsüyle o dönem sevdiği kadının, Ahmed Arif’in yazdığı bir şiir yüzünden başına gelenler, türlü işkencelere maruz kalarak ülkeyi terk etmesi ve bir daha da geri dönmemesi.

Cumhuriyet / 20.01.13


Üste