< “Komünist olmak en doğal hakkımdır!”
29.12.2012 - 13:50

Biz hücrelere sığmayız...


“F tipi film” ve “Simurg”

 

Filmin sonunda yoldaşları ölüm orucu direnişçisine hapishanedeki imkânlarla eldeki uygun malzemeleri kullanarak (eski gazete, poşet, limon vb. ile), yoldaşlarına not göndermek için, eğip bükerek elde ettikleri bir top atıyor. Topla gelen notta  “Seni çok seviyoruz / yoldaşların” yazıyor. Notu okuyan direnişçi, hücrelere sığmadıklarını söylüyor.  Tutsaklar hücrelere sığmıyor. Hücrede tek başına olsalar da yalnız değiller. Öyle ki, insanlar dışarıda kalabalık içinde yapayalnız kalırken, tutsaklar hücrelerde, yoğun bir tecrit saldırısına maruz kalmalarına rağmen yalnız değiller. Yalnız kalmamak, tek başına ele alınacak olsa bile, büyük bir direniştir.

Tutsakların direnişi yalnız kalmamakla sınırlı değil. Mekansal anlamda tecriti kırmak ve işkencenin son bulması için gösterilen direnişin doğrudan bir sonucu yalnız kalmamak. Direniş sadece ölüm orucu direnişi, ayakkabı çıkarmamak vb. değil, yaşamın her alanında bir direniş var. Hücrede bir iki dakikayı geçmeyen bir süre 1 Mayıs marşını kemanla çalmak için harcanan emek, çok önemli bir direniştir. Duvarları ayak izleriyle donatmak  aynı direnişin bir parçasıdır. 

Filmde dramatik sahneler de var. Bu sahneler yaşanan gerçekliğin sadece bir parçası. Bu da hücre gerçekliğini gözler önüne seriyor.

Simurg filmi ise daha dramatik. Çünkü gerçekliği olduğu gibi gözler önüne seriyor. Bunu, senaryoyla değil, birebir yaşananı göstererek yapıyor. Filmde bir anlatım kurgusu var ama senaryo yok. Oyuncu da yok. Oyuncu demek gerekirse, oyuncular bizzat ‘96 Ölüm Orucu ve Süresiz Açlık Grevi direnişini yaşayan gaziler ve şehit düşenlerde dahil Küçükarmutlu direnişçileridir. Simurg filmini izleyenler gözyaşlarına hakim olamıyor. Gözyaşı dökmemek için Simurg gibi filmlerin çekilmemesi değil, filme konu olan zulmün yaşanmaması gerekiyor. Zulüm devrime kadar sürecek. Ama zulüm sadece içerden değil, asıl olarak dışarıdan yükseltilen mücadeleyle engellenir.

Simurg filmi birebir vermiyor ama filmin toplamına ve sürece bir bütün olarak bakılmasını sağlayarak, dışarıda mücadelenin yükseltilmesi gerektiğinin mesajını veriyor.

19 Aralık öncesinde ve sonrasında gösterime giren bu iki film, bir anlamda birbirini tamamlıyor.

M. Kurşun


Üste